19 Eyl 2017

KAVGAKIRAN 'GİTMEK'

- Eğer bu bir şakaysa hiç eğlenmiyorum, dedi Sarmaşık Adil'in gözlerinin içine dik dik bakarak.
- Keşke öyle olsaydı...
- Sadece birkaç gün önce artık hep yanımda olacağını, üzülmemem gerektiğini söyleyip duruyordun? 'Yalnız değilsin Sarmaşık! Hepsi geçecek Sarmaşık! Artık ben varım Sarmaşık!' Şimdiyse karşıma geçmiş başka bir şehre gitmekten söz ediyorsun.
- Söyledim ya, temelli gitmiyorum. Birkaç ay için.
- Bu ses tonuyla söyleyince birkaç ay zaman azalmıyor Adil!
- Lütfen beni anlamaya çalış. O insanlara söz verdim. Restoranı yeni açtılar, ayakta kalabilmek için her türlü desteğe ihtiyaçları var. Sözümü tutmak zorundayım.
- Peki bana verdiğin söz ne olacak? Bana verdiğin sözler ne olacak? Hep yanımda olacağını söyledikten birkaç gün sonra çekip gideceğini öğreniyorum.
- Sarmaşık lütfen işleri daha da karmaşık hale getirme. Seni terk etmiyorum ki, birkaç ay için başka bir şehre gidiyorum.
- Ben senin oyuncağın değilim anlıyor musun? Canın istediğinde gelip hayatıma burnunu sokup bana umutlar verip canın istediğinde de öylece gidemezsin. Sen gelip her şeye dokunana kadar koşullarıma neredeyse alışmıştım. Kabullenmekten başka çarem olmadığını ve kimsenin bana yardım etmeyeceğini anlamıştım. Sen ne yaptın?
- Bağırma lütfen.
- Cevap versene sen ne yaptın!
- ...
- Söyleyeyim, geldin o Allah'ın cezası çöplükte yanıma oturup benimle ağladın. Gözyaşlarını gerçek sanmıştım...
- Gerçekti. Sana hissettiğim, söylediğim her şey gerçek. Bu kadar tepki vermeni gerektirecek hiçbir şey yok aslında. Birkaç ay sonra döneceğim ve artık hiçbir yere gitmeyeceğim.
- Söylediğin hiçbir şeye inanmıyorum. Bana bundan sonra yalnız değilsin derken çekip gideceğini biliyordun. Yine de yüzüme baka baka yalan söyledin.
Adil Sarmaşık'a yaklaşıp elini tuttu. 
- Yüzüme bak, dedi.
Sarmaşık gözlerini meydan okur gibi Adil'in gözlerine dikti.
- Seni terk etmiyorum. Her gün arayacağım, ihtiyaç duyduğunda destek olacağım, aklım fikrim sende olacak. Gitmeyi ben de istemiyorum; ama söz verdim bir kere. Bu sözü verdiğimde seninle henüz bir yola çıkmamıştık üstelik.
- 'İhtiyaç duyduğumda destek olacaksın' demek? Ne gibi ihtiyaç mesela?
- ...
- Para gibi mi? Senden para istediğimi hatırlamıyorum. Sadece bunca şeyin arasında beni gerçekten seven, bütün bunlara benimle birlikte göğüs germeye hazır biriyle karşılaştığımı sanmıştım.
- Yanılmadın da. Lütfen izin ver sana yanılmadığını ispat edeyim.
- Hayır Adil. Senin için önemsiz bir mesele olabilir; ama ben bu kadar kısa zamanda hayatıma dalıp bana bir sürü umut vadedip sonra arkasını dönüp gidebilen biriyle yürüyemem.
- Çok acımasız davranıyorsun.
- Şu an senin bana olduğundan daha acımasız değilim.
- Bunu hak etmiyorum Sarmaşık.
- Evet hak ediyorsun. Bana 'Bundan sonra hep yanında olacağım.' demek yerine 'Bundan birkaç ay sonra hep yanında olacağım.' deseydin seni anlardım; ama şimdi anlamıyorum ve anlamak istemiyorum.
- Son sözün bu mu?
- Bu.
- Gitmeme 1 hafta var. Lütfen iyi düşün. Lütfen bana haksızlık etmeden düşün.
- Düşünecek bir şey yok. Acınası hayatımı gördün, görmekle kalmayıp fikrimi bile almadan içine daldın. Yeni restoran açmış insanların sana benim duyduğumdan daha çok ihtiyaç duyduğunu düşünüyorsan durma git.
- Söz verdim...
- Aynı şeyleri tekrar edip durma! Bana da söz verdin Adil bana da söz verdin!
- ...
- Beni kaybetme pahasına gideceksin öyle mi? Sana inanamıyorum...
- İşte bu yüzden duygularımı açıklamaktan çekiniyordum. Beni bekleyip beklemeyeceğini kestiremiyordum.
- Dürüst olabilseydin seni beklerdim. Ama hayır, beklemeyeceğime emin olabilirsin.
- Beni birazcık sevseydin birkaç ayı önemsemezdin.
- Bırak birkaç ayı, birkaç saati bile önemsiyorum tamam mı? Uyuyabilmek, otobüste, okulda, kürsüde, mısır arabasının başında, sokakta devrilip kalmamak için dakikaları bile önemsiyorum. Bu gece yarısı o boktan mahalledeki viraneye yürürken hayatta kalıp kalmayacağımı bile bilmediğimden, saniyeleri de önemsiyorum anladın mı? Senin için üzülecek, oturup yokluğunun yasını tutacak zamanım yok.
- Yani sevmiyorsun...
Sarmaşık her kelimenin üstüne basa basa bağırdı:
- Sana her şeyi anlattım! Yaklaşma dedim. Oyun oynama dedim. Beni bu dalgaların arasından çekip çıkarmayacaksan gelip dengemi bozma dedim! Dinlemedin.
- Sen sevmesen de ben seni çok seviyorum.
- O zaman artık sevme Adil. Ben boğulmak üzereyken sen vicdanın sızlamadan karaya kulaç atıyorsun. Güle güle git.
- Benim tanıdığım Sarmaşık bu kadar taş kalpli değildi.
- Birbirimizi gerçekten tanıyacak zamanımız olmadı. Görünen o ki olmayacak da.
Adil ne söylerse söylesin o anda Sarmaşık'a ulaşamayacağını anlamıştı. Birden bütün sözler anlamını kaybetti. Bütün ışıklar söndü. Kapılar kapandı ve perdeler indi.
Bitmişti demek. Hiç başlamış mıydı ki? Kestiremedi. Kalbinin kırıklarını sırtlanıp yürüdü gitti.

(sürecek)


2 yorum:

  1. Nasıl hüzünlü bir veda kavgası böyle. Sarmaşık resmen yürek parçalıyor, Adil kızı çok üzüyor gibi görünüyor ama belli ki onun da sıkıntıları, endişeleri var. Sarmaşık'ın Adil'in yanında olmasına çok ihtiyacı var ama Adil anlamamakta ısrarlı. Heyecanla devamını bekliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Daha sık yazmaya çalışacağım :)

      Sil